Gaza basmalıyım ve uzaklaşmalıyım, bagajda bir daktilom var şimdi, mutlu muyum? Kanım sana akıyor, şeritler yolda akıyor giderken… Şeritler bile sana akıyor, bense hala gaza basıyorum ve dahi bir yandan da koşuyorum, sana yetişmek amacım, geriye koşuyorum… Ama hayır, geri geri giden araba, kim bilir ne zaman geri vitese taktım ve unuttum değiştirmeyi; bak! Şeritler ters yöne akıyor, kanım bocalıyor damarlarımda… Hata bir yerlerde olmalı, torpido gözünde kaybolup gitmiş artık. Kanım kokmuyor, benzin kokmuyor ve radyo çalışmıyor. Motoru kapatmış olmalıyım bir yerlerde, el frenini çekmiş olmalıyım, araba gitmiyor… Ama şeritler, onlar gene de sana akıyorlar, kanım kaynıyor bu sefer, sinyal vermeyi unutmuş olmalıyım, lakin işler tıkırında be moruk. Hata bir yerlerde olmalı, arka koltuktaki mutlu geceyi hatırlıyor musun, düşürmüşsün herhalde, hayır mı? Hatırlamıyorsun, o gece bir ara kapıları kilitlemiş olmalıyım, sen dışarıdayken evet, karlara basa basa, bulutlara baka baka giderken… Oysa sana söylemiştim, orada mahallenin delisi vardı ve gitme demiştim, hatırlıyor musun, arabadan inerken. Hayır, o gece arabama hiç binmemiş olmalısın, yanından bile geçmemiştin, ama mahallenin delisi, ona gitmiştin. Bulutlara baktık ikimiz de ve gözlerimiz kamaştı, sen kim bilir ne düşünüyordun, bense düşersem ölüp ölmeyeceğimi… Sanırım o gece düşmüş olmalıyım, sen gittikten sonra (ama ne zaman gelmiştin ki zaten)… Korktuğum gibi, bulutlar düşersem ölemeyeceğim kadar yüksekti ve mahallenin delisi oradaydı, sen de oradaydın ve ben arabanın kapılarını kilitleyip trene o gece binmiştim, raylar kâbustan farksızdı. Torpido gözünde unuttuğum o gece, önemliydi.
Şefkatle bakıyorum şimdi cebime, yazacağım harflerin zaten önemi yok, benzine ayırdığım paranın da, özgürlüğün fiyatını boş verdim gitti. Ben ne yaparsam yapayım şeritler sana akacak, kanım kaynayacak ve raylarla dolu kâbuslardan terleyerek uyanacağım ve dehşet geçmeyecek, tüm gün nereye gittiğimi soracağım… Planlar yapıp romanlar yazacağım kafamda, dünyayı kurtaracağım aklımca ve ne olacak, bir kâbus daha ve bir tane kâbus daha ve daha kâbus bitmeyecek, uyanmak kâbus olacak bana, çünkü senin arkandan ancak rüyalarımda gaza basabileceğim. Benzine ayırdığım paranın haddi hesabı yok, ama sadece rüyalarımda benzin alabileceğim ve uyandığımda ne param, ne sen, ne de arabam olacak, bir daktiloya bile hayır diyen gündüz vaktinin gaddarlığı yoracak beni, geceleriyse gaza bastıkça akan şeritler…
En çok neden korkuyorum biliyor musun? Bir gün bir arabamın olmasından, ve bir gün sana çarpmaktan, bir gün gerçekten motoru kapalı unutmaktan korkuyorum, bir gün arabamın yanından geçmenden… Hele bulutlara bakarsan ne yaparım bilmiyorum… Torpido gözünde kaybettiğim şeyin ne olduğunu öğrenmekten korkuyorum, içine girdiğim şu gümüş kasadan bir çıkarsam, göreceklerimden korkuyorum. Gümüş kasanın içinde ölüp gitmekten korkuyorum ve trenlerden korkuyorum, asla durmamalarından korkuyorum… Ağır ağır, kararlı ilerleyişlerinden korkuyorum ve hatta trenleri bir gün gümüş rengine boyamalarından korkuyorum. Trenlerin şifreleri olsa ne yapardım korkuyorum… Mahallenin delisinin ağlamasından korkuyorum, onun beyaz entarisinden ve sakallarından… Sonra sizlerden korkuyorum, senden çok diğerlerinden, ama senden de korkuyorum. Korkunun sebebi belirsizliktir, insan bilmediğinden korkar diyenlerden korkuyorum, çünkü en çok korktuğum şey bilmek. Gündüz bindiğim treni, her köşesini ezberlediğim şu gümüş kasayı, gece rüyalarımda bastığım gaz pedalını ve boşluğa akan şeritleri görüyorum, biliyorum ve korkuyorum, veni, vidi sed timeo!
Sonuçta her şey aynı çıkmazda toplanıyor, yazdıklarımı okuyup beğenmeseler, yarın benim rüyalarımı görüp beni tımarhaneye tıksalar, yarın seni görüp bana gülseler ve hatta bana bakıp sana gülseler… Başka ne düşünebilirim zaten, günler uzun, olasılıklar çok, artık durmalıyım.
Bir anda donduruyorum, müzik susuyor, kanım buz kesiyor, şeritler sabitleşiyor ve raylar donuyor. Mahallenin delisi artık ağlamıyor, bulutlar katılaşıyor, düşüp de ölmüyorlar, saç tellerin taş kesiyor(ne derseniz deyin/heykellerin saçı yoktur), fırtına susuyor ve tren duruyor ilk defa. Gümüş kasanın kapağı aralık, içeri karanlık sızıyor, heyecandan boğuluyor kalbim ve mutlak sessizliğe ulaşıyor, parmaklarıma kan gitmiyor ve yazmayı kesiyorum.
En çok neden korkuyorum biliyor musun? Bir gün bir arabamın olmasından, ve bir gün sana çarpmaktan, bir gün gerçekten motoru kapalı unutmaktan korkuyorum, bir gün arabamın yanından geçmenden… Hele bulutlara bakarsan ne yaparım bilmiyorum… Torpido gözünde kaybettiğim şeyin ne olduğunu öğrenmekten korkuyorum, içine girdiğim şu gümüş kasadan bir çıkarsam, göreceklerimden korkuyorum. Gümüş kasanın içinde ölüp gitmekten korkuyorum ve trenlerden korkuyorum, asla durmamalarından korkuyorum… Ağır ağır, kararlı ilerleyişlerinden korkuyorum ve hatta trenleri bir gün gümüş rengine boyamalarından korkuyorum. Trenlerin şifreleri olsa ne yapardım korkuyorum… Mahallenin delisinin ağlamasından korkuyorum, onun beyaz entarisinden ve sakallarından… Sonra sizlerden korkuyorum, senden çok diğerlerinden, ama senden de korkuyorum. Korkunun sebebi belirsizliktir, insan bilmediğinden korkar diyenlerden korkuyorum, çünkü en çok korktuğum şey bilmek. Gündüz bindiğim treni, her köşesini ezberlediğim şu gümüş kasayı, gece rüyalarımda bastığım gaz pedalını ve boşluğa akan şeritleri görüyorum, biliyorum ve korkuyorum, veni, vidi sed timeo!
Sonuçta her şey aynı çıkmazda toplanıyor, yazdıklarımı okuyup beğenmeseler, yarın benim rüyalarımı görüp beni tımarhaneye tıksalar, yarın seni görüp bana gülseler ve hatta bana bakıp sana gülseler… Başka ne düşünebilirim zaten, günler uzun, olasılıklar çok, artık durmalıyım.
Bir anda donduruyorum, müzik susuyor, kanım buz kesiyor, şeritler sabitleşiyor ve raylar donuyor. Mahallenin delisi artık ağlamıyor, bulutlar katılaşıyor, düşüp de ölmüyorlar, saç tellerin taş kesiyor(ne derseniz deyin/heykellerin saçı yoktur), fırtına susuyor ve tren duruyor ilk defa. Gümüş kasanın kapağı aralık, içeri karanlık sızıyor, heyecandan boğuluyor kalbim ve mutlak sessizliğe ulaşıyor, parmaklarıma kan gitmiyor ve yazmayı kesiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder